banner1

Anadolu Devrimini başlatan adam, 'Abdullah Gegic'

Eskişehir'de Bir Devrimci: Abdullah Gegic


Bugün 21 Haziran ve en az 2 gün önce kutladığımız kuruluş yıldönümümüz kadar önemli bir gündeyiz bu sefer de.  Türk futbolu için, özellikle de Eskişehirspor tarihi ve geleceği için çok kıymetli bir ismi yazmak istedim bugün. Tam 11 yıl önce bugün vefat etmişti  Abdulah Ibrahima Gegić. Bugün onun ismini sıkça zikretmek ve anmak boynumuzun borcu, zira ilmek ilmek işlemiştir bu kulübün geleceğini. 


1924'de bugün ki Sırbistan topraklarında doğdu Gegić. Ardından futbol aşkını hissetti tüm kalbinde bir çocukken henüz. Yıllar yılları kovaladı ve en sonunda, belki de bu kadar başarılı olacağını tahmin edemediği mesleğine başladı, teknik direktörlük. İlk iki senesinde farklı iki Sırp kulübünü çalıştıran teknik adam, bir sonraki sezon da bir Boşnak kulübünün başına geçmişti. Yenilikçi fikirleri ve çalışma metodları günden güne tüm dünyaya yayıldıktan sonra Yugoslav milli takımının başına geçiyor, tekrar topraklarına dönüyordu. İşte milli takım kariyerinden sonra başlıyor asıl macera Abdullah Gegić için. 1965/1966 sezonunda Partizan'ın yeni hocası oluyor ve o rüya gibi sezonda beklenmesi güç bir başarı ile Şampiyon Kulüpler Kupası (şimdi ki Şampiyonlar Ligi) finaline yükseliyor. Takdir edersiniz ki bir Yugoslav kulübü için ve özellikle Yugoslav bir hoca için müthiş bir başarı bu. Kaybediyor finali Brüksel'de genç teknik adam. İleride bu şehir hayatında çok değerli bir yere sahip olacak. Yazımın sonlarına doğru bahsedeceğim. 

Ve 1966-1967 sezonu. Gegic efsanesi, o dönem Yugoslavların uğrak yeri olan Türkiye'ye adımını attı. O dönem yükselen Türk futbolunda, son iki senede (63-65) üst üste şampiyon olan Fenerbahçe gücüne güç katmak için Avrupa'nın en büyük zirvesine tırmanmış bir teknik adamı getirtti. Gegić. Bir yıldız futbolcu transferi kadar gündem olmuştu ülkede. Gegić'i isteyen gırla kulüp var iken Türkiye'yi seçmesi, onun mücadeleci ve gözü kara kişiliğini gösteriyordu. Fakat sonrasında işler beklenilen gibi gitmedi. Fenerbahçe o sezon şampiyonluğu, 5 senedir şampiyon olamayan Beşiktaş'a kaptırmıştı. Ülkenin o zaman ki şartları malum, başarısızlığa tahammül yoktu. Gazetelerde onlarca aşağılayıcı başlık atılmıştı teknik adamın bu başarısızlığından sonra. Tabi kulüp yönetimi, kamuoyunun tepkisini çekmemek ve biraz da güç gösterisi için kovmuştu Abdullah Gegić'i.. Koskoca Avrupa finalisti artık işsizdi.  

Az önce bahsetmiştim, Türk futbolu o dönem yükselişteydi. Ülkeye yabancı futbolcuların, yabancı hocaların gelmesi ile birlikte Federasyon, Milli Lig'e Anadolu'dan kulüp kazandırmak ile uğraşıyordu. O döneme kadar İstanbul dışında sadece Ankara ve İzmir takımları bulunuyordu ligde. 1963'te Bursaspor, 1967'de Trabzonspor gibi kulüpler kurulurken Eskişehir'de de aynı amaçla bir kulüp kurulmuştu. Daha sonra Anadolu yıldızı payesini alacak Eskişehirspor. 1965'de kulüp, şehrin bir kaç küçük takımının birleşmesi ile kuruldu. Şehir, bu takımı sahiplendi ve ülkede ilk defa "deplasman" kültürü eski püskü Volkswagen minibüslerle ve trenlerle oluşmuş oldu. 

1967'de, işsiz kalan Abdullah Gegić'e teklif götürdü henüz emekleme aşamasında olan bu takım. Kimse ihtimal vermiyordu zira Gegić'e hala Avrupa'nın büyük takımlarından teklifler geliyor, aynı zamanda köklü Türk kulüplerinin de yoğun bir ısrarı bulunuyordu. 
Gegić, şehre geldi 2 gün gezdi ve teklifi kabul etti. Kamuoyunda büyük bir şaşkınlık ve büyük bir merak oluşmaya başlamıştı. Amigo Orhan'ın da dediği gibi şu soru herkesin dilindeydi, “Avrupa’nın zirvesinden sonra Anadolu’nun küçük bir şehrinde ne işi var?” Demiştim zaten, Fenerbahçe'yi neden seçtiyse o dönem de o yüzden seçti Eskişehirspor'u. Henüz 40 yaşlarının başında mücadeleci ve gözü kara bir adam, tabi ki İstanbul hegemonyasını yıkmak için üniversiteli öğrencilerden kurulma en azından kendisi kadar cesur ve asi bir takımı seçecekti. 


Yönetimle takım planlaması yapılırken, ilk söylediği söz “Fenerbahçe bana haksızlık yaptı” oldu. Üstüne basa basa söylüyordu hep, "Kendimi ispat etmeye hazırım." Yaptı da. Bu çelimsiz genç adam kendini öyle güzel ispat etti ki, üstünden 50 yıl geçse de kendisinden bahsedilirken gözler dolar. 


Kendisi ile birlikte resmen bir hareket başlamıştı bu şehirde. "Anadolu Devrimi" olarak adlandırılmıştı bu hareketlenme. O zaman bu devrim girişiminin başı olan Amigo Orhan böyle diyor:  “Biz o zamanlar çok acemiydik. İstanbul hegemonyasını yıkmak için yola çıkmıştık. Hedef Eskişehir’di. Devrimi yapan halktı. Bu halkın içinde Abdullah Gegiç de vardı, yöneticilerimizden Yalçın Kılıçoğlu da vardı. 1961 Anayasası’ndan sonra Türkiye bir değişim içindeydi. O dönemde Türkiye’nin kapıları sanata, edebiyata ve dünya siyasetine açılmıştı. Bu kavramlarla yeni yeni tanışıyordu. Türkiye’ye bu dallarda pek çok yayın geliyordu. Eskişehirspor, işte bu değişim anında doğmuştu. Halk Anadolu’nun da futbolda var olduğunun bilincine varmıştı.”
Bu devrim meyvelerini vermişti. Cumhurbaşkanlığı Kupası, Türkiye Kupası Şampiyonlukları, Lig ikincilikleri.. 
Üstüne anlatılacak çok hikaye var. Futbolcular ile çok anıları, taktisyenliği üzerine kitap bile yazabilirim. Fakat uzun lafın kısası "Anadolu Devrimine" adanmış bir ömür. Anadolu, hep coğrafik hem de manevi açıdan onun için en önemli şeydi. Bir çocuğunun ismini Anadolu, diğer çocuğunun ismini de Şampiyonlar Ligi finalini kaybettiği şehir olan Brüksel koyması bunu ayan beyan gösteriyordu. Vefat ettiği vakit çocuklarının ismi yazıyordu mezar taşında. Brüksel, Anadolu biraz altında da Eskişehirspor. Bu kulüp onun çocuklarından farksızdı. Yazıda da bahsettiğim gibi o teklifi kabul ettiğinde, Eskişehirspor emekleyen bir çocuktan farksızdı. 


Yıllar sonra Eskişehir'e geldiği zaman halk onu bu dizelerle karşılamıştı. Ben de yazımı bu dizelerle bitireyim.

İster efsane deyin,  isterse imparator
İster el sallayın, isterse kaşkol 
Destanda baş roldeki ölür mü hiç?... 
Hoşgeldin sefa geldin, Abdullah Gegic

Adını duyduk ilk, babamızdan. 
Seni bizden bildik, bağrımızdan
Bu şehirde, bu ne güzel sevinç
Hoşgeldin sefa geldin, Abdullah Gegic

Siyahın yanına kırmızıyı koyduk 
Yetmedi Türkiye, Avrupa'da coştuk 
Bu taraftar, o gururu unutur mu hiç?
Hoşgeldin sefa geldin, Abdullah Gegic

Uyandı Anadolu, derin uykudan
Şahlandı coştu yılmadı yıldırımlardan.
Senin açtığın yol kapanır mı hiç?
Hoşgeldin sefa geldin, Abdullah Gegic

Sen yoktun, Anadolu yine uykuya daldı... 
Esesliler  şahlanmazsa geriye kim kaldı?
Eses ruhunda senin yerin es geçilir mi hiç?
Hoşgeldin sefa geldin, Abdullah Gegic

YORUM EKLE

banner19

banner24

banner25

banner28

banner29

banner30

banner21

banner31

banner17

banner22

banner18

banner20

banner26

banner34

banner23

banner27