banner1

Fikir Birliği Karanlığı

Hani Hz Yusuf’u kuyuya attılar ya o kin o karanlık, o cehalet… Aynı burada da var.
Hani Münevver’i testere ile kestiler, hani Özgecan’a kıydılar, 8 yaşındaydı Eylül’ü satırlar yazmaya utandı, bir direk kenarına gömen karanlık eller… Hepsi aynı karanlık. Aynı karanlık.
Biz hiç birisini unutmadık hepsi de geride acılı sevenlerini bırakıp cennetin en güzel yerine gittiler. Hepiniz huzur içinde koşun cennet bahçelerinde. 

 

VE LEYLA…
Unutmayacağız seni boncuk gözlü unutmayacağız. Sen üzülme suçlular cezasını çekecek.
4 yaşındaydı. Ağrı’da yaşıyordu boncuk gözlü çocuk. Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6’ıncısıydı Leyla. Ramazan Bayramı için dedelerinin köyüne gelmişlerdi o gün Bezirhane köyüne. Gözyaşlarımızın, dualarımızın, beddualarımızın, lanetlerimizin, temennilerimizin umutlarımızın birbirine karıştığı o köye gelmişti o gün… O gün, ocağa Leyla için süt koymuşlar, süt daha kaynamadan Leyla 5 dakika içinde kaybolmuş diyor ablası. 15 Haziran 2018 Leyla kayboldu.
Bir aile gizemi, bir aile sus birliği ve bir aile husumeti… Aynı şeytani karanlık. 4 yaşındaki bir çocuk kime ve neye kurban gitmişti? Tüm Türkiye bulunması için seferber oldu. Her gün bir umutlu haber bekledik. Arama çalışmaları yapıldı. Müge Anlı ve ekibi de programında Leyla için çok çalıştı. 
Bu süreçte neler yaşandı?
Her kafadan bir ses çıktı. Olay, çok gizemli bir kaos uçurumuna sürüklendi. Farklı yorumlar ve çıkarımlar ortaya atıldı. “Çocuğu satacaklar” dedikodusu da köyde yayıldı. Tam 18 gün sonra geldi haber. Leyla’nın kaybolduktan 18 gün sonra köye 3 km uzaklıktaki Kurudere mevkiinde cansız bedeni su içinde bulundu. Günlerce bir güzel haber bekledik, dua ettik... Olmadı, asfalt zifti gibi kap kara haberler geldi. Yaşadığımız üzüntüden daha öte bir şeydi. İnsanlık da öyle orada yatıp kaldı, insanoğlu vasıflarından utandı o görüntülerle birlikte, bugün felaketleri sorguluyoruz ya az bile insan denilen varlığa. Yaşadığımız bütün felaketleri hala Merkür’e, gezegenlere falan bağlayanlar da varmış ne diyeyim ki?
Neyse dava içinden çıkılamaz bir hal aldı, neden ve kim yapmıştı net olarak anlaşılması güç bir çıkmaza girmişti süreç. Akrabalarından 7 kişiye dava açıldı.
Leyla Aydemir’i, boncuk gözlü dünya güzeli çocuğu öldürenler müebbet hapis cezası aldı.
20 Eylül 2019 da davanın ilk duruşması yaşandı.
Sanık Dursun’dan baba Aydemir’e ‘Ciğerinle terbiye edeceğim’ diye tehdit Korona virüs kapsamında 3 Temmuz 2020’ye ertelenen davada Cumhuriyet savcısı esas hakkında mütalaasını mahkemeye sundu.
Anlamak pek mümkün de değildi. Özetle, şeytani bir husumet var işin içinde. Kiminle kim arasında? Baba ve amca arasında. Ruhunu şeytana satan insan, zavallı masum minicik bir çocuktan mı aldı öfkesini? Evet öyle oldu. 
Büyüyecekti, daha çok koşacaktı, okula gidecekti, O da sınavlara girecekti, belki araba kullanacaktı, evlenecekti belki, gelinliğine karar verecekti ama izin vermedi kini insanlığının önüne geçenler. Canice öldürdüler boncuk gözlü dünya güzelini. Bir çiçeği koparır gibi kopardılar dalından. Karanlık aynı karanlık, acı aynı acı.
Davada Cumhuriyet savcısı mütalaasını tamamladı.

 

SONUÇ
AMCASI Mustafa Aydemir 
AKRABASI Mehmet Ali Aydemir
KÖYLÜLERİ Besim Dursun 
Bu üç sanık için, Fikir ve eylem birliği içerisinde Leyla’ yı öldürdükleri için ağırlaştırılmış müebbet ile 14’er yıla kadar hapisleri istendi. Cinayeti işleyen bu varlıklar, karanlık tarihe geçti, insanların ve meleklerin lanetini aldı.
Teşekkürler Türk basını medyası, işin peşini bırakmadığınız için
Teşekkürler Müge Anlı, olayı aydınlattığın için
Teşekkürler Türk polisi, Türk askeri, bütün arama tarama bulma çalışmalarınız için
Teşekkürler Sayın Cumhuriyet Savcısı fikir birliğiyle öldürdükleri anlaşılıp ağırlaştırılmış müebbet verildiği için
Suçlular cezasını çekecek. Allah emeği geçen herkesten razı olsun. 
Dostlar, Allah bütün merhametlileri, bütün merhametsizlerden korusun.
Geçen sene Leyla için yazdığım şiiri sizlerle de paylaşıyorum. 

Ah Leyla!
Ciğer yarası, yürek kesiği.
Boncuk gözlü dünya güzeli.
Cennet yurdunda karşıladı seni,
Hz İbrahim ile Sare anne tuttu ellerini.
Gez Cennetin güzel bağını bahçesini.
Sekiz katlı, sekiz kapılı gezenin,
Ebediyet çocukları,
Sonsuzluk çiçekleri,
Eylül, Ecrin, Eymen, Leyla,
Ziyade, Tuğçe, Büşra...
Ve daha nice nicesi...
Hâlbuki daha büyüyecekti...
Neler neler anlatıp diyecekti...
Koşup da okuldan gelecekti...
Kıydılar. Minicikti ayakları, elleri...
Gök ağladı, yer sallandı, arş titredi...
Mühürlü kalpler nasıl can verecekti?
Bediüzzaman kitabında öyle dedi.
Onlar "Ebediyet çiçekleri"
Sekiz katlı gezegene Ağrı’dan gitti. 
Leyla, Cenneti beğendin mi?
Ağrı’dan daha güzel değil mi?
Boncuk gözlü dünya güzeli,
Cennette dans ediyor şimdi.
Allah'ın sanat eseri,
Sekiz kapılının,
Sonsuzluk çiçeği...
Leyla!
Affetme bizi!
Ya Kahhar!
Kahredecek O katilleri!

‘Rüzgârın Bıraktıkları’ adlı şiir kitabımdan alıntıdır. 4 yaşında Ağrı’da cinayete maruz kalan Leyla Aydemir’e armağan olsun bu şiir.

Elif Çınar 
 

YORUM EKLE

banner19

banner24

banner25

banner28

banner29

banner30

banner21

banner31

banner17

banner22

banner18

banner20

banner26

banner34

banner23

banner27