banner1

Hepimizin taşıdığı aynı can!!!

Bundan üç yıl önce barınaktan sahiplendiğimiz, zeytin gibi gözleri olduğu içinde; büyük bir çoşku ile Zeytin adını koyduğumuz bir kedimiz vardı. Talihsiz ve birazda trajikomik bir şekilde, yürek mi yedin deyimini gerçekleştirip gerçekten yürek yedikten sonra balkondan atlamıştı, balkondan düşerek ağır şekilde yaralanan kedimizi can havli ile hayvan hastanesine götürdük.Yapılan ilk muayene sonucu veteriner hekim bize; Zeytin’in ameliyat olması gerektiğini söyledi. Biz de bunun üzerine gereğinin hemen yapılmasını ve bizim rızamızın olduğunu açıkladık.

Ameliyat bitti, Zeytin’in damağına dikiş atıldı ve sağ patisinde oluşan üç cm’lik kırık için de alçı takıldı. Daha sonrasında ise biz muhasebe ile görüşmeye gittik; çıkan masrafları ödemek için ciddi miktarda yüklü bir masraf ödedik ki ben ailemle birlikte gitmemiştim ve bu nedenle tamamen kendi bütçemden ödemek durumunda kaldım; ki bir öğrenci için ciddi miktarda büyük bir rakamdı.İşte aslında her zaman ki "Bana dokumayan yılan bin yaşasın sendromumuz" ve bunu pek tabi ben de fazlasıyla yapıyorum. Kendi başımıza gelmedikçe yapılan adaletsizlikleri ve haksızlıkları bırakın savunmayı düşünmeye bile tenezzül etmiyoruz ne yazık ki....

Ben de böyle bir gafletle daha öncesinde hiç düşünmemiştim hayvan hakları ile ilgili hiç bir sorunu... Ben eğer o gün bu ameliyatı karşılayacak maddi güçte olmasaydım belki de Zeytin ameliyat olamayacaktı ve acı çeke çeke içler acısı bir halde can verecekti... Aslında zaten hukuk sistemimizde hayvan haklarıyla ilgili çok büyük eksiklikler var;bunların en başında gelen bence hayvanların sağlıklarıyla ilgili olan düzenlemeler geliyor.

Madem hayvanlara sanki onlar da insanmış da başlarına bir şey geldiğinde doktora gidip tedavi olup sonra da parasını ödeyecekmiş gibi bir düzenleme yapıp; veteriner hekimlere hiç bir teşvik vermeksizin ve bu konu ile ilgili hiç bir kampanya düzenlemeden; hayvanları kendi kaderine mahkum edip hem de insan demeye bin şahit gereken vicdansız varlıkların; hayvanları acımasızca öldürmesine,yaralamasına ve işkence etmesine çoğu zaman ceza vermeden; görünürdeki kanun maddelerinde ise sadece koruma önlemleri alıp,bunları bir müeyyideye dahi bağlamayan yetkililer hakkında sıklıkla şöyle düşünürken buluyorum kendimi; "Acaba küçükken bir Japon balıkları bile olmadı mı?" Acaba dışarıda bir kedi veya köpek görüp; ebeveynleriyle hiç mi münakaşaya girmediler biz de eve alalım diye?

O “yetkililer” çoktan öldürmüş ama; bence biz içimizdeki çocuğu hiç bir zaman öldürmeyelim ki bize “insan”lığımızı hatırlatacak hep bir yanımız olsun...

YORUM EKLE

banner19

banner24

banner25

banner28

banner29

banner30

banner21

banner31

banner17

banner22

banner18

banner20

banner26

banner34

banner23

banner27