banner1

Azize Yasemin Paşalıgil: Psikolog değil, Hiskolog

Azize Yasemin Paşalıgil kimdir, ne iş yapar?
1976 Eskişehir doğumluyum. İnsanların his dünyalarında onlara yol gösteren, onlara rehberlik eden, pozitif bir yaşam sürmeleri konusunda danışmanlık hizmetleri veren birisiyim. Kısacası insanların geleceklerine ışık tutmaya da çalışıyorum diyebiliriz.

Türkiye'nin ilk ve tek hiskoloğusunuz . Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Aslına bakarsanız çok kıymetli sanatçılarımız oyuncularımıza danışmanlık yapan birisiyim. Bunlardan bir tanesini de Türkiye'nin değerli ve sevgili yazarlarından Göksel Bekmezci'dir. Yapmış olduğumuz bir seansta sohbet gerçekleştirirken oyuncu arkadaşımıza 'Azize de tam bir Hiskolog'dur' dedi. Hepimiz şöyle durduk ve bir baktık. Çok doğru söylüyordu. Yapmış olduğumuz işin tam olarak özünü anlatan bir tabirdi. Kendisine bu sözcüğü bana armağan ettiği için tekrar teşekkür ediyorum. Kısaca His bilimcisi olarak da adlandırabiliriz.

Hiskolog ismini ilk kez duyanların tepkisi ne oldu?

Hiskolog ismi ile alakalı olarak insanlarda bir merak uyandı. Bu nasıl oluyor, ne yapılması lazım diye. Çok pozitif tepkiler aldım. Danışanlarım, kurumsal olarak destek alan firmalar da, kişisel olarak bana danışan kişiler de bu tabirin bana çok yakıştığını ve yaptığım işin karşılığı olduğunu söylediler.

Size danışmak için gelen insanların genel olarak sorunları neler oluyor?

Maddi yönden sıkıntı yaşayanlar, İş hayatında sıkıntı yaşayanlar, kariyer problemleri yaşayanlar, ailesel ve ikili ilişkide sorun yaşayanlar genellikle benimle görüşmeye geliyor. Bunların yanı sıra öfke ve stresi kontrol edememe problemleri yaşayanlar ciddi olarak bize danışmaya geliyorlar.

Size gelen kişiler şüphesiz mutsuz oldukları için, bir sıkıntıları oldukları için size geliyorlar. Hayatlarında problem yaşayan bu insanlara siz ne yapıyorsunuz da mutlu olmalarını sağlıyorsunuz?

Bu konuda şanslı birisi olduğumu düşünüyorum. Çok güzel geri dönüşler aldım. İnsanlar ofisimizden ayrılırken 'iyi ki buraya gelmişim' dediklerinde ben gerçekten keyif alıyorum. Kişilerin yaşadıkları sorunlarla alakalı veriler topluyoruz. Onlara bazı uygulamalarla bilinçaltı sezgisel çalışmalarla sorunların temeline inerek kökten çözümleri hedefliyoruz. Kişilerin yaşadıkları sorunların ilk ne zaman yaşadıkları da çok önemli. Para konularında çok farklı etkenler var. Babalarımızın para konusuna yaklaşımları bile bizlerin bu konulardaki düşüncelerimizin etkilenmesine neden olabiliyor. Bir sürü veriyi bir araya getiriyoruz. Nasıl bir bağlantısı olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Daha sonra beyin frekansımızı betadan ayırarak alfa ve teta frekansında bunların dönüşümünü gerçekleştiriyoruz. Kas testi ile kişinin negatif düşüncelerinin olduğunu tespit edip, çalışma sonrasında da kişiye değiştiğini gösteriyoruz. Böylelikle bizim yanımızda mutlu bir şekilde ayrılıyorlar.

Yurt dışında başka hiskologlar var mı?

Bildiğim kadarıyla yok. Bu tabir sevgili Göksel Bekmezci'nin bana yakıştırmış olduğu bir tabir. Bundan sonrasında da insanlar benim almış olduğum eğitimler ve vermiş olduğum hizmetler doğrultusunda ilerleyerek bu işi yapabilirler. Şuan için isim hakkı bizde. Bununla ilgili özel eğitimler planlıyoruz. Bakalım hayat bizlere neler getirecek. Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

Yurt içerisinde ve Yurt dışında eğitimler aldığınızı biliyoruz. Bu eğitimleri Hiskologluk ile nasıl bağdaştırdınız?

Evet yurt içerisinde ve yurt dışında pek çok eğitim aldım. Özelikle beynimizin çalışma şekli, bilinçaltı çalışmalarının nasıl olduğu, insanın hayatını nasıl yönlendirdiğine yönelik eğitimler aldım. En çok beynimizin yaratılışında aktif olarak günlük hayatın beta frekansından sıyrılıp, alfe ve teta frekansında kullandığımızda yaşamın tüm güzelliklerini daha rahat hayatımıza alıyoruz. İşte bunu aldığım pek çok eğitimlerle örtüştürmüş oldum. İnsanların duygu durum bozukluklarını pozitif bir şekilde değiştirebilmek adına danışmanlık hizmeti veriyorum.

Azize Yasemin yoğun bir ilgi görüyor. Bunun sebebi nedir?

Danışanlarımızdan ve çevremizden duyduğumuz kadarıyla bunun en önemli nedeni bizim insanlar ile kurmuş olduğumuz samimiyet duygusu. İşe olan tutkumuz, insanlara yardım edebilme içgüdüsü. Bir sevda da diyebiliriz. Sevdanın da ötesinde bu benim hayatım. Çünkü ben hayatımı pozitife çevirebilme adına bir yola girdim. Daha sonrasında insanlar talep etti. Bende öğrendiklerimi insanlara anlatmayı tercih ettim. Olay sadee bu.

İnsanların Hiskologlara gerçekten ihtiyacı var mı?

İnsanların bizim gibi bu tarz çalışmalar yapan danışmanlara ihtiyaçları elbette var. Ama herkesin ihtiyacı var mı dersek bu tamamen kişinin kendisine bağlı bir şey. Kişiler içerisine girmiş olduğu kaostan, sıkıntılı düşüncelerden kurtulmak isterlerse bizlerin danışmanlığına ihtiyaç duyabilirler. Bu çok normal bir durum.

Neden Hiskolog oldunuz? Çok özel değilse bizimle paylaşır mısınız?

Çok güzel bir soru. Teşekkür ederim. Hiskolog oldum çünkü önemli bir sürecin ardından bu kararı aldım. Birçok rahatsızlıkları atlattım. 28 yıl boyunca tekrar eden bir rüyanın ne anlama geldiğini öğrendikten sonra bu yola girdim. Yola çıkma nedenim Hiskolog olmak değildi. Zaten yapmış olduğu bir mesleği vardı. Şirket yöneticiliği ve mühendislik yapıyordum. O rüyada bu hayatta neleri değiştirmem ve dönüştürmem gerektiğini, bu hayata mutluluk hissini yaşamak üzere geldiğimi anladım. Pek çok eğitimlerle, pek çok seminerlere katılarak öğrendiğim bilgileri kendi üzerimde denedikten ve uyguladıktan sonra insanlara yardımcı olmaya başladım.

Eski ve geçmiş kelimeleri bizleri hep negatif, yeni ve gelecek kelimeleri de bize hep pozitif bir düşünlere sevk ediyor. Bunun bir nedeni var mı?

Geçmişte yaşadığımız olaylarda çok fazla keyif almadık, istediğimiz kadar mutlu olamadık. Geçmişte huzursuzluklarımız oldu, tatsızlıklar yaşadık. Belki de korkular yaşadık. Olumsuz bir geçmişten bahsederken elbette heyecan duyamazsınız. Daha çok negatif duygulardan bahsedersiniz. Gelecek ise insanların merak duyduğu, heyecan hissetmesini sağlayan bir şey. Belirsizlik insanlarda ilgi ve merak uyandırıyor. Bugün hayalini kurduğunuz bir şeyi yarın mümkün kılabilirsiniz. Bu insanlara bağlı bir şeydir. Geleceğe umutla, neşeyle, coşkuyla bakarsak gelecekte daha mutlu olabiliriz. Geçmiş artık geride kaldı. Çok fazla da düşünmemek gerekir.

Heyecan kontrol edilebilen bir duygu değil. Bununla baş edebilmenin bir tekniği var mı?

İçimizden gelen, o an hissettiğimiz düşünceleri pozitife veya negatife doğru yönlendiren duyguya heyecan diyebiliriz. Evlenirken tatlı bir heyecan duyarlar. Çünkü mutluluğa giden bir süreci yaşamaktadırlar. Ancak sınava giren bir öğrenci kendisini rahatsız eden bir heyecan yaşayabilir. Bununda alt sebebi korku ve paniktir. Bu nedenlerden dolayı olumsuz bir heyecan içerisindeysek o zaman bir duraksayıp, derin bir nefes alalım. Beynimize bir oksijen gitsin. Kendimize telkinlerde bulunalım. 10-12 kere burnumuzdan nefes alıp, ağzımızdan nefes vermeyi deneyip arkasında da ben sakinim demeliyiz.

Heyecan ve stres kardeş duygular mı?

Stres biraz daha üst seviyede bir duygudur. Kontrol edilemezse insanları hastalığa götürebilme tehlikesi bile taşır. Maalesef çok yoğun stres, korku, endişe ve panik duyguları kişilerin vücutlarından atılamadığında hastalıklara sebebiyet verebilmekte.

Bazı konuları ne kadar öğrenmek istesek de öğrenemeyiz. Anlamayız, kafamız da bile canlanmaz. Bunun sebebi nedir?

Bu güzel bir soru. Görsel hafıza ile öğrenen insanlar bir şeyleri kafalarında canlandırarak bunu öğrenebilirler. Bazı insanlar da duyarak hayatlarında bir takım şeyleri gerçekleştirebilirler. Öğrenmekte zorluk çekmemizin sebebi hangi öğrenme modelini tercih ettiğimizi bilememektir. İşitsel olarak öğrenebilen bir öğrenciye ısrarla yazarak öğretmeye çalışmak bir hatadır. Fark etmişsinizdir bazı insanlar öğrendikleri her şeyi not alırlar. Bunun sebebi görsel olarak öğrenmelerinden kaynaklıdır. İnsanlarımıza hangi şekilde daha rahat öğrenebildiklerini fark etmelerini tavsiye ediyorum. Sizlerin ve çocuklarınız eğer bunu uygularsanız hayatınız inanın bana çok daha kolaylaşacaktır.

İnsan merak etmediği bir şeyi öğrenemez teorisine katılıyor musunuz?

Ben bu düşüncenin doğru olduğunu düşünenlerdenim. İnsanların ilgi duyduğu ve merak ettiği konular vardır. Örneğin hukuk alanına ilgi duymayan birisini o alanda başarılı olma ihtimali yoktur. Kişilere bizler her zaman merak ettiğiniz konuların üzerine gidin, o konulara uygun meslekler seçin tavsiyesini veriyoruz. Merak ve ilgi başarının olmazsa olmaz detaylarındandır.

Her insan rüya görür. Ancak bazılarını gördüğümüz dahi hatırlamazken bazılarını da hiç unutamayız. Bunun sebebi sizce ne olabilir?

Aynı rüyaları tekrar tekrar görüyorsanız bu kesinlikle haberci bir rüyadır. Hayatınızda bir dönüm noktasına neden olabilir. Bazı rüyalar uyanık yaşamla ilgili bizler için rehber niteliği taşır. Eğer bu rehber rüyanızın anlamını çözer ve eyleme geçirirseniz hayatınız çok güzel bir hal alabilir. Bir çok insan rüya gördüğünü hatırlamadığını iddia eder. Hayır bu doğru değildir. Herkes rüya görür. O kişiler sadece hatırlamaya tercih etmiyorlar. Rüyalar bizlere bir şeyler anlattığı için o rüyalardan bir mesaj çıkartıp onları uygulamaktan kaçınıyoruz. Bir tür sorumluluktan kaçış yöntemi de diyebiliriz. Unutulmamalıdır ki hayatın şifreleri rüyalarımızda gizlidir.

Öğrencilerin stresten kaynaklı başarısız olduğuna çok şahit olmuşuzdur. Olumsuz düşünceler bizi strese yönlendirdiği için mi başarısız oluyoruz?

Daima en kötü senaryoları düşünürsek elbette olumsuzlukları yaşarız. İnsan ne düşünürse onu yaşar. Sürekli ben yapamam, başaramam, çözemem diyen kişinin başarılı olabilme ihtimali yoktur. Basit yöntem uygulamak lazım. Çok pratik bir önerim var. Aklınıza negatif bir düşünce düştü ve kurtulmak istiyorsunuz. Gözünüzü kapatın, derin bir nefes alın. Sonra aklınıza o cümleyi yazmışsınız gibi düşünün ve o yazının üzerine koca bir çarpı çizin. Bunların hepsini zihninizde yapın. Sonra pozitif düşünmeye çalışın. Görün bakın işe yarayacaktır. Ben bu sınavda başarılı olacağım, kolaylıkla yaparım, bütün soruları çözebilirim gibi gibi sizin daha iyi hissetmenizi sağlayacak cümleler kullanmaya çalışın.

Yeni insanlar ile tanıştığımız zaman bazen sevmediğimiz insanlar da olabiliyor. Bunun sizce sebebi ne olabilir?

Bütün yaratılışı sevdiğimiz gibi insanoğlunu da sevmeliyiz ancak şöyle bir gerçek de var. Her insanın farklı titreşimleri var. Bütün organlarımızın bile titreşimleri farklı. Bu sebeplerden insanlara yaydığımız bir enerji var. İnsanların içerisinde olduğu duygu ve düşüncelerden dolayı da frekansları farklılık gösteriyor. Dolayısıyla sevmedim, hoşlanmadım dediğiniz insan aslında sadece sizden çok daha farklı bir frekansa sahip olmasından dolayıdır. Çok sevdiğiniz ve iyi anlaşabildiğiniz bir insan olduğunda da yine frekanslarınızın çok yakın olmasından kaynaklı bu durum oluşuyor.

Yeni gittiğimiz mekanlarda da sevip sevmeme durumlarını yaşayabiliyoruz. Eşyalarda mı bize titreşim gönderiyor?

Sadece insanlar arasında titreşimler yoktur. Kainatta olan her şeyin birer titreşim ve enerjisi vardır. Yeni keşfettiğiniz bir yerin size çok güzel gelmesinin sebebi de bu titreşimlerle alakalıdır.

İnsanlar genellikle mutsuzluğu tercih ediyorlar. Peki mutlu olmamak için bir sebep var mı?
Mutlu olmamak için hiç bir sebep yok. Her sabah uyandığınız da iki tane seçeneğiniz var. İlki hayat çok güzel, bugünde dünyaya nefes alarak uyandım, güzel deneyimler yaşayabilirim, yanlışlarımı düzeltebilirim seçeneği diğeri ise off yine bu sabah uyandık. Yine iş var, güç var dediğiniz kaos ve karmaşa getiren seçenek var. Hangisini seçerseniz hayata onunla devam edersiniz. Bu hayata doyasıya yaşamaya geldik. Hayat çok güzeldir. Yaşamak çok güzeldir. Dolayısıyla mutluluğu seçin derim.

banner19

banner24

banner25

banner28

banner29

banner30

banner21

banner31

banner17

banner22

banner18

banner20

banner26

banner34

banner23

banner27