banner1

Yaşa Mustafa Kemal Paşa

İstanbul'un işgal günlerinde Pera Palas Salonu’nun bir köşesinde oturan başta General Harrington olmak üzere bir kısım işgal kumandanlarının dikkatini başka bir masada oturan Mustafa Kemal Atatürk çeker. Kim olduğunu soruştururlar. ‘Mustafa Kemal’ denir. Onlar için Mustafa Kemal Birinci Dünya Savaşı’nın en ünlü şahsiyetlerinden biridir. Yabancı dillerde Çanakkale Harpleri’nden bahseden ve daima Mustafa Kemal'den bahseden kitaplar, yazılar, o zaman bile bir çok kitaplıkta yer almaktadır.

Kendisine haber göndererek masalarına davet ederler,Mustafa Kemal Atatürk'ün cevabı  nazik olduğu kadar kesindir;

- "Burada ev sahibi olan biziz. Kendileri misafirdirler. Onların bu masaya gelmeleri gerekir."

Türkiye Cumhuriyeti için tarihdeki önemli olaylardan biri Atatürk'ün Samsun'a ayak basışıdır.19 MAYIS 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihdeki dönüm noktasıdır diyebiliriz, 19 MAYIS aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır.

Atatürk’ün Samsun’a çıktığında karşılaştığı manzara ile ilgili anısı ve anlattıkları; Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu grup, I. Dünya Savaşı'nda yenilmiş, Osmanlı ordusu derin yaralar almış, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış, millet maddi,manevi yorgun haldedir.Memleketi I. Dünya Savaşı'na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarmak için memleketten kaçmış, hilâfet makamında oturan Vahdettin şahsını ve tahtını koruma derdine düşmüştür. Damat Ferit Paşa 'nın başkanlığındaki hükûmet âcizleşmiş, padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabileceklerini hayal etmektedirler.Ordunun silâhları ve cephanesi alınmış, güçsüzleştirilmiştir...

İtilâf Devletleri, ateşkes anlaşmasının hükümlerine uyumamakta kararlı, bahanelerle İtilâf donanmaları ve askerleri İstanbul'a girmiş,Adana iIi fransızlar; Urfa, Maraş, Gaziantep ingilizler tarafından işgal edilmiş, Antalya ve Konya'da İtalyan askerî birlikleri, Merzifon ve Samsun'da İngiliz askerleri bulunmaktadır. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyettedir.15 Mayıs 1919'da, İtilâl Devletleri'nin uygun bulması ile Yunan ordusuda İzmir'e çıkmıştır, memleketin her tarafında hristiyan azınlıklar, açıktan açığa kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye devleti bir an önce çökertmeye çalışmaktadırlar...

Büyük Önder’in söylemiyle; kendisini ”İstanbul’dan göndermekle ağır bir yükten kurtulacağını” sanan İstanbul Hükümetinin aradığı makul sebep, çok geçmeden, işgal kuvvetleri subaylarının raporlarıyla dolu bir dosya olarak önlerine gelir. O günlerde Karadeniz kıyılarında, Rum köylerine saldırılar yapıldığını iddia eden işgal kuvvetleri komutanları, 1919 Nisan’ında hükümete bir nota vererek, saldırıların önlenmesini, aksi halde bölgenin işgal edileceğini duyurur. Hükümet nota karşısında telaşa düşerken, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının hesaplı hazırlıkları, O’nun bölgeye 9. Ordu Müfettişi olarak bizzat padişah ve Ferit Paşa tarafından görevlendirilmesini sağlar.

Harbiye Nazırı Şakir Paşa’dan yeni görevine ilişkin tebligatı alan Mustafa Kemal, görev biçimini de Genelkurmay İkinci Başkanı Kazım Paşa ile birlikte düzenler. Aynı zamanda dostu olan Kazım Paşa’dan ”Samsun’dan başlayarak, bütün şark vilayetlerindeki kuvvetlerin kumandanı ve bu kuvvetlerin bulunduğu vilayetlerin valilerine ve bölgeyle herhangi bir temasta bulunan askeri ve idari makamlara emir verebilme yetkisini” eklemesini isteyen Mustafa Kemal, ”Bir şey mi yapacaksın?” diye soran Kazım Paşa’ya, ”Evet, bir şey yapacağım. Bu maddeler olsa da olmasa da yapacağım” karşılığını verir. Kazım Paşa gülerek; ”Vazifemizdir, çalışacağız” der.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkmadan önce Mayıs 1919'da İstanbul Şişli'de bulunan evinde yaveri ile gerçekleşen konuşması;

-Zatı devletlerinizin yaverleri olarak refakatinize memur edilmem sebebiyle bahtiyarım Paşa Hazretleri!

Paşa hafifçe gülüyor:

-Hadi, diyor, hazırlığa başla, birkaç güne kadar yola çıkıyoruz.

-Çok kalacak mısınız Paşam, yoksa teftişi müteakip dönecek misiniz?

Asrın ve tarihin en büyük iradelerinden biri, büyük ve eşsiz asker, yaverinin gözleri içine bakarak şöyle diyor;

-Hayır, dönmeyeceğiz çocuk! Validene ve kardeşlerine veda et. Dönmeyeceğiz!

Mustafa Kemal 16 Mayıs 1919 günü, 19 kişiyle denize açılır. Deniz fırtınalı, makinaları eski olan Bandırma Vapurunun pusulası bozuktur. Karadeniz’e ilk kez açılan Kaptan İsmail Hakkı Dursun ise bu suları tanımıyordur. Vapurun hareketinden önce Rauf Bey, Mustafa Kemal’e yola çıkmamasını, işgal kuvvetlerine mensup bir torpido tarafından takip edilip çevrileceği haberini verir. Ama O’nun kaptana emri, ”Derhal ve bütün süratinle denize açıl” olur. Son sürati ancak 7 mil olan Bandırma Vapuru, yola çıktığında denizdeki fırtına, Mustafa Kemal hariç herkesi hasta eder. Fırtınalı denizde, uykusuz geceler sonunda İnebolu geçilir ve Sinop Limanı’na varılır.Olumsuz hava koşulları nedeniyle Sinop’tan Samsun’a kara yoluyla gitmenin çareleri araştırılır, ancak alınan yanıt, ”Ne yol var ne vasıta” olunca, Mustafa Kemal arkadaşlarına; ”Çocuklar, bir gecelik daha tehlike var. Onu da atlatabiliriz” der ve vapurla yola devam edilir. Ertesi gün 19 Mayıs 1919’da şafak sökerken, Bandırma Vapuru direğine ordu komutanlığı forsu çekilmiş olarak Samsun Limanı’na girer.

Mustafa Kemal Paşa bir süre çalıştıktan sonra postaneye gider.Görevli bulunan PTT memuru o günü söyle anlatıyor; Hava yağmurlu ve elektrikliydi. O zamanlar paratoner sistemi olmadığı için telleri toprağa vermiştim. Saat gece yarısına yaklaştığı bir anda kapıdaki nöbetçi koşa koşa geldi, bir haber verdi. Mustafa Kemal Paşa geliyor. O sırada, Mustafa Kemal Paşa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi. Ayağa kalktım.

— Buyurun Paşam.

— Derhal Havza ve Amasya ile görüşmem gerekiyor dedi.

— Hava elektrikli, telleri toprağa verdik, sizi görüştüremem!

— Bu, vatanın kurtuluşu ile ilgilidir. Muhakkak görüşeceğim, ya ölürüz, ya vatan kurtulur, dedi.

Ceketin cebinden ipek mendilini çıkarıp maniplenin üzerine koydu. Benim için telleri devreye sokmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı.

— Sen ölürsen ben de ölürüm dedi.

Elimi bırakması için söylediğim ısrarlı sözlere aldırmadı, elimi uzun süre bırakmadı. Önce Havza’yı aradım. Derhal cevap geldi. Nöbetçi memur, Kemal Paşa’nın adamlarının emir beklediklerini söyledi. Paşa şifreli bir not verdi, yazdım. Gelen şifreli cevaba elimi bırakmadan baktı. Bir kâğıda çabucak şifreli bir şeyler yazdı.

Havza’ya iletmemi söyledi. Amasya ile de istediği konuşmayı yaptı, sonra;

"Oh çok şükür, şimdi vatan kurtuldu."dedi ve gitti, oturduğum yerde kalakaldım.Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya koyan bir kişiydi. Fes kapmaya, mevki elde etmeye gelmiş biri olamazdı. O gerçek bir vatanseverdi...

Bugün Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinden işgal diye bahsedenler, aslını, tarihini, en önemlisi haddini bilmeyenlerdir.Mustafa Kemal Atatürk'e dil uzatanlar, bu densizlere destek olup peşkeş çekenler, cezalandırılmaları gerekirken ödüllendirenler, ülkemizden, geleceğimizden Atatürk'ü, Türklüğü silmek isteyenler, bu ülkeyi cehalete sürüklemek, farklı emellerle bölmek, parçalamak isteyenlerdir.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gençliğe hitabesinde söylediklerine kulak verin;

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

          

Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatanımız, bayrağımız için canını veren tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum.Ülkemizin ve gençliğimizin bayramı kutlu olsun...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Murat Çırak
Murat Çırak - 3 ay Önce

Kaleminize, elinize sağlık

MustafaToraman
MustafaToraman - 3 ay Önce

aferin devam etki bir yere vzrabilesin

Ali tosun
Ali tosun - 3 ay Önce

Kalemine sağlık

banner19

banner24

banner25

banner28

banner29

banner30

banner21

banner31

banner17

banner22

banner18

banner20

banner26

banner34

banner23

banner27