Kongre başkanlığını Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz, kongre dönem başkanlığını ise Prof. Dr. Emrah Özkul yürüttüğü kongrenin açılışına Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Vali Yardımcıları Akın Ağca ve Oğuz Şenlik, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, Genel Sekreter Ecevit Öksüz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Bülent Avnamak ile Eskişehir’in önde gelen firmalarının temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Rektör Adıgüzel: “İyi bir mutfağa sahip olabilirsiniz ancak onu iyi tanıtmak ve iyi anlatmak gerekir”

Açılış konuşmasında mutfak kültürünün bir toplumu anlamadaki kilit rolüne değinen Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tanıtım ve hikâyeleştirmenin önemini vurguladı. Rektör Adıgüzel konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Çok iyi bir mutfağa sahip olabilirsiniz ancak bunu çok iyi tanıtmazsanız, çok iyi anlatmazsanız ve hikâyeleştirmezseniz sahip olduğunuz değerler yerel sınırlar içinde kalır. Eskişehir, çibörek ve balaban köftenin çok ötesinde zengin bir göçmen mutfağı birikimine sahip. Bu gastronomik değerlerin görünür kılınması ve yerel lezzetlerin bir arada sunulabileceği alanların oluşturulması turizm açısından büyük önem taşıyor.”

Rektör Adıgüzel ayrıca Anadolu Üniversitesi Yayınları arasından çıkacak olan “Eskişehir Göçmen Mutfağı” eserinin yeniden basımı için hazırlık yaptıklarını müjdeleyerek üniversitenin nitelikli insan kaynağı ve bilimsel araştırmalarla kentin gastronomi potansiyeline katkı sunmayı sürdüreceğini belirtti.

Prof. Dr. Yılmaz: “Kongremize olan ilginin artarak devam ettiğini görüyoruz”

Tepebaşı'nda çevre dostu ulaşım kullanan 17 personele ödül
Tepebaşı'nda çevre dostu ulaşım kullanan 17 personele ödül
İçeriği Görüntüle

Kongrenin 10’uncusunu Eskişehir’de gerçekleştirmekten duydukları memnuniyeti dile getiren Turizm Fakültesi Dekanı ve Kongre Organizasyon Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz, kongreye gösterilen ilginin her geçen yıl arttığını ifade etti. Prof. Dr. Yılmaz, konuşmasında şunları söyledi: “Bu yıl 303 bildiriyle bugüne kadarki en yüksek sayıya ulaştık. Kongremizin gerçekleştirilmesinde üniversite yönetimimizin, kurullarımızın ve destek veren paydaşlarımızın katkıları büyük. Özellikle lisansüstü öğrencilerimizin bu tür akademik etkinliklerde daha fazla yer almasını önemsiyoruz. Kongreler, öğrencilerimizin akademik çevrelere kendini tanıtması ve yeni bağlantılar kurması adına önemli bir fırsat sunuyor.” Yılmaz ayrıca, gastrofizik gibi yeni disiplinlerle etkileşime giren gastronomi çalışmalarının bilimsel derinliğine de dikkat çekti.

Prof. Dr. Özkul: “Her kongre mesleki ilerlememiz için önemli bir gelişim alanı oluşturdu”

UGTAK Dönem Başkanı Prof. Dr. Emrah Özkul ise gastronominin yalnızca yemek tariflerinden ibaret olmadığını vurgulayarak “Bir tarif, toplumların tarihine, kültürel mirasına ve değişim süreçlerine dair önemli izler taşır. Yerel kültürün turizmle dönüşümü, üreticilerin ekonomik kazanımları ve geleneksel bilginin korunması temel tartışma konularımız arasında yer alıyor. Eskişehir’in göçlerle zenginleşen mutfak mirası, kongrenin bu kentte yapılmasını çok daha anlamlı kılıyor.” dedi.

Masadaki lezzet ağızda değil beyinde başlıyor

Kongrenin ilk oturumunda, gastronomi ve nörobilim arasındaki ilişki, duyuların yeme-içme deneyimindeki rolü ve nörogastronomi alanındaki güncel yaklaşımlar üzerine sunum gerçekleştiren Oxford Üniversitesinden Prof. Dr. Charles Spence konuşmasında şunlara değindi: “Gastronomi ve nörobilimin kesişiminde yer alan gastrofizik disiplini, yeme-içme deneyimini yalnızca tat alma duyusuyla sınırlamayıp multisensöriyel (çok duyulu) bir yolculuğa dönüştürüyor. Yerel mutfak kültürü; ses, ışık, hikâye anlatımı ve görsel sunumlarla birleştirilerek küresel ölçekte gastrodiplomasi aracına dönüştürülebiliyor. Tabağın renginden yiyeceğin ismine kadar her unsur, tüketicinin satın alma ve lezzet algısını doğrudan etkiliyor. Yapay zekâ tarafından üretilen yemek görsellerinin insan zihninde gerçek yemeklerden daha iştah açıcı algılanabildiği ortaya konuyor.”

Tarihsel kültürel miras ve ses gastrofizikle buluşuyor

Geleneksel tatların nörogastronomik yaklaşımlarla modern sunumlara entegre edilebileceğini belirten Prof. Dr. Charles Spence, Osmanlı saray mutfağındaki gül suyu, şerbet ve yenilebilir çiçek kullanımı ile Ege mutfağındaki kabak çiçeği dolması gibi geleneksel unsurların modern gastronomi anlayışı içerisinde yeniden yorumlanabileceğini ifade ederken Müzik ve ses frekanslarının tat algısı üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Spence, Sesin aynı zamanda acılık ve baharat hissinin algılanmasında da etkili olabileceğini aktardı.

Kongrenin ilk günü tamamlandı

UGTAK26’nın ilk panelinin ardından Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından Oxford Üniversitesinden Prof. Dr. Charles Spence’e plaket ve çiçek takdim edildi. Program, Kongre Dönem Başkanı Prof. Dr. Emrah Özkul tarafından kongreye ev sahipliği yapan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’e teşekkür edilmesi ve plaket takdim edilmesiyle devam etti. Ürün geliştirme ve duyusal araştırmalardan gastronomik mirasa, destinasyon markalaşmasından sürdürülebilir turizme, yapay zekâdan akıllı mutfak uygulamalarına kadar farklı temaların ele alındığı kongrenin ikinci gününde şeflerin katılımıyla çeşitli buluşmalar gerçekleştirilecek. Bilimsel oturumlarda ise tabak tasarımı, menü dili, restoran ve otel deneyimi, gastrodiplomasi, coğrafi işaretler, gıda atığı ve dijital marka kimliği gibi başlıklar ele alınacak. Kongrenin üçüncü günü çevrim içi sunumlarla devam edecek. Programın son gününde kuram ve araştırma yöntemleri, gastronomik yaratıcılık, kültürel kimlik ve bellek, yer ve ülke markalama, sürdürülebilir gıda sistemleri, iklim, eğitim, istihdam, hukuk ve sağlık konularındaki çalışmalar katılımcılarla buluşacak.