Tükenmez bir husumetle saldırıyorlar

Erdoğan: "Bay Kemal İzmir milletvekili. İstanbul'dan şu an İzmir'e, arabana biniyorsun, azami 3,5 saatte varıyorsun. Peki bir teşekkür var mı? Yok. Yahu bu pırıl pırıl yollar dört dörtlük. Daha önce 6,5-7 saate gidilen yollar bugün eğer 3,5 saate, 3 saat 15 dakikaya düşmüşse, hatta bazıları çok deli sürüyorlar ya o zaman daha da azalıyor, bir teşekkür etmez mi insan ya."

Tükenmez bir husumetle saldırıyorlar
banner127

Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Adana'da hem yatırımlarla hem de teşkilatla yoğun bir program geçirdiklerini belirtti.

Dünyada belki de ilk beşin içinde yer alacak bir müzenin bahçesinde gençlerle güzel bir atmosferde bir araya gelinmesinin çok farklı bir duygu verdiğini ifade eden Erdoğan, "Müzenin ilk iki ünitesi bitti. Üçüncü ünitesini de inşallah süratle bitireceğiz ve üçüncü ünite bittikten sonra bu müzemiz dünyada farklı bir yere oturacak. Burası ziyaretçi akınına uğrayacak. İçeride kısa bir gezi yaptık. Bir zamanlar Orhan Kemal'in çalışarak burada romanlarını kaleme aldığı bir müze." diye konuştu.

"40 yıldır kesintisiz bir şekilde bu yolda gençlerle yürüdüm"
Erdoğan, ziyaret ettiği her ilde programa gençlerle buluşmayı ilave ettiklerini söyledi.

Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Meryem Tuncel'in de kendileriyle beraber olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bazılarının, bizim gençlerimizle sık ve samimi muhabbet içinde olmamızdan rahatsızlık duyduklarını anlıyorum. Halbuki ben lise yıllarımdan bu yana tam 40 yıldır kesintisiz bir şekilde bu yolda gençlerle yürüdüm, gençlerle netice aldım. Kültür sanat faaliyetlerinden siyasetteki görevlerime kadar her ne yaptıysam gençlerle yaptım. İstanbul'a büyükşehir belediye başkanı olurken de gençlerleydim, siyasi yasaklıyken partimi kurup iktidara gelirken de gençlerleydim. Başbakanlık görevini üstlendiğimde de çalışma ve siyaset arkadaşlarımın çoğu gençlerden oluşuyordu. Cumhurbaşkanı oldum, işte burada gördüğünüz gibi yine gençlerle birlikteyim. Fakat içeri girerken dinlediğiniz müzik parçası damardan. Onun bir tekrarını yapmak lazım. Eğer bir gün Külliye'ye yolunuz düşerse oradaki çalışma ekibimizin çoğunun da gençlerden oluştuğunu göreceksiniz."

Erdoğan, evde şimdilik sekiz torununun olduğunu, bunlarla hayatı sürdürdüğünü, aile dostları vesilesiyle çoğunlukla yine gençlerle beraber olduğunu aktardı.

Gençlerin enerjisi, hayat sevinci, umudu ve vizyonunun kendilerine daha çok çalışma, eser ve hizmet üretme aşkı, şevki verdiğine dikkati çeken Erdoğan, "Bunun için gençlerle aramıza girmeye kalkanlara diyoruz ki 'Siz kendi işinize bakın'. Hangi kuşaktan olursa olsun gençlerimizle aramıza kimseyi sokmayız. Yeni bir terim ortaya koydum. Bizimki hangi kuşaktan? Bizimki Teknofest kuşağı." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de eğitimden sağlığa, spordan çalışmaya her alanda gençlere en çok hizmeti getiren, onlara en çok yatırımı yapan yönetim olduklarını dile getirdi.

Eğitimde neler yaptıklarını Çukurova Üniversitesinin yatırımlarının açılış töreninde ana hatlarıyla anlattığını anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Üniversite sayısından yurt kapasitesinin artırılmasına, harçların kaldırılmasından kredi ve burs imkanlarının genişletilmesine kadar sayısız eser ve hizmeti gerçekleştirdik. Şu anda Çukurova Üniversitesinde aldığım bilgide de gördüm ki yurt sorunu filan diye bir şey var mı hocam? Yok. Her şey bitmiş. Kızlarımız, erkekler için yurt sorunu diye bir şey söz konusu değil. Tüm bu gayretlerimizin tek amacı var, ülkemizde hiçbir evladımızın yükseköğretimden mahrum kalmamasını sağlamak. Siz hiç 45 lira burs aldınız mı? Göreve geldiğimde burs 45 liracıktı. Şimdi nerede burs? Bir de buna tabii beslenme yardımı var. Biz, bir farkın iktidarıyız."

Erdoğan, bugün Türkiye'nin toplamda 8,5 milyonu bulan yükseköğretim kapasitesiyle hedefine önemli ölçüde yaklaştığını aktardı.

Bundan sonra dikkat ve imkanlarını kalitenin yükseltilmesine vereceklerini anlatan Erdoğan, "Bundan sonra kemiyet değil, keyfiyet. Zamanla bu konuda da mesafe kat edeceğimizden şüpheniz olmasın." ifadelerini kullandı.

İçinde bulundukları Yeni Adana Müzesi'nin AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in Kültür Bakanlığı döneminde restore edilmeye başlanan eski Milli Mensucat Fabrikası olduğunu belirten Erdoğan, geçmişi 1907'lere kadar giden bu fabrika binasının tüm çalışmalar bittiğinde ülkenin en büyük müzesi haline geleceğini ifade etti.

Fabrika olduğu dönemde burada ünlü romancı Orhan Kemal'in memur olarak görev yaptığın anımsatan Erdoğan, Orhan Kemal'in Murtaza ve Cemile gibi romanlarının esin kaynağının burası olduğu söylendiğini dile getirdi.

"Kin ve nefretleri sürekli artan bir kesim var"
Geçmişini bilmeyenin geleceğini inşa edemeyeceğinin altını çizen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bunun için ısrarla maziden atiye kurduğumuz köprüyü güçlendirmenin gayreti içindeyiz. Geçmişte milletimizin tüm fertleriyle birlikte gençlerimizi de tarihinden, kültüründen, inancından, medeniyetinden koparmak için uğraşanlar oldu. Hamdolsun milletimiz engin ferasetiyle bu gayretleri hep boşa çıkardı. Ülkemizde yönetime geldiğimizden beri yaptığımız onca esere ve hizmete rağmen bize olan kin ve nefretleri sürekli artan bir kesim var. Aslında yapılan hizmetlerden en çok faydalananlar da bunlar. Öyleyse, niçin bize bitip tükenmez bir husumetle saldırıyorlar, biliyor musunuz? Şimdi Bay Kemal İzmir milletvekili. İstanbul'dan şu an İzmir'e, arabana biniyorsun, azami 3,5 saatte varıyorsun. Peki bir teşekkür var mı? Yok. Yahu bu pırıl pırıl yollar dört dörtlük. Daha önce 6,5-7 saate gidilen yollar bugün eğer 3,5 saate, 3 saat 15 dakikaya düşmüşse, hatta bazıları çok deli sürüyorlar ya o zaman daha da azalıyor, bir teşekkür etmez mi insan ya. Yok, çünkü bunlar bizim gençlerimizi kendi kökleriyle, değerleriyle, medeniyet birikimleriyle buluşturmamıza tahammül edemiyorlar."

Yeşil kalkınma devrimi
Erdoğan, geçen günlerde Paris İklim Anlaşması'nı onayladıklarını hatırlattı.

Bu kararla, gençlere bırakacakları en önemli miras olarak gördükleri 2053 vizyonlarının ilk hedefi olan yeşil kalkınma devrimini başlattıklarını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Eğer bu adımı biz değil, bir başkası veya bir başka yönetim atmış olsaydı emin olun ülkemizde ve dünyada onu yere göğe sığdıramazlardı. Ama biz söz konusu olduğumuz için aynı kesimler adeta sağır ve kör kesildiler. Tek tük takdir sesi yükseltenler de devamındaki ama ve fakatlı ifadelerle içinde bulundukları mahalle baskısının ipuçlarını ele veriyorlar. Hamdolsun, her konuda olduğu gibi yeşil kalkınma devriminde de en büyük desteği gençlerimizden alıyoruz. Türkiye, nasıl salgın döneminde güçlü sağlık altyapısı sayesinde kendini diğer ülkelerden ayrıştırmışsa, inşallah yeşil kalkınma devrimiyle de iklim değişikliği sürecinde aynı başarıyı elde edeceğiz. Allah'ın biz insanlara emaneti olan tabiatın dengelerini koruyarak, imkanlarından makul şekilde istifade ederek gelişmemizi kalkınmamızı sürdüreceğiz. Kimin ne dediğine, kimin hangi hesabın içinde olduğuna değil, ülkemizin hedeflerine, milletimizin emirlerine bakarak mücadeleye devam edeceğiz. Yarın bu 1500 yıllık medeniyet, 1000 yıllık vatan mücadelesi bayrağını sizler devralacaksınız. Gençlerimizden, milli teknoloji hamlesi ve yeşil kalkınma devrimiyle ilk hedeflerini gösterdiğimiz 2053 vizyonu için şimdiden kafa yormalarını istiyorum. Unutmayın, her şey hayal etmekle başlar. Sonra bir bakarsınız ki adım adım o hayale yaklaşmaya başlamışsınız. Rabbim yar ve yardımcınız olsun."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra gençlerle Müslüm Gürses'in, "Sevda Yüklü Kervanlar" şarkısını dinledi.

Aşık Veysel'in "Uzun İnce Bir Yoldayım" adlı türküsüne Şahin Kendirci ile düet yapan Erdoğan, gençlerle "İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız", "Sevdan Olmasa", "Endamın Yeter", "Gül Döktüm Yollarına" şarkılarına da eşlik etti.

Bir öğrenci, Türkiye'de başlatılan yeşil kalkınma devriminin kendilerini çok heyecanlandırdığını belirterek, "İklim değişikliği ve küresel ısınmanın önlenebilmesi mümkün mü? Dünyadaki yeşil dönüşüm yarışında Türkiye'nin konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorularını sordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Türkiye'nin değil, tüm dünyanın iklim değişikliği tehdidi altında olduğuna dikkati çekerek, bu konuda ay sonunda Roma ve Glasgow'da zirveler yapılacağını belirtti.

İklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik aldıkları tedbirleri anlatan Erdoğan, "Şu anda gayretlerimiz daha çok barajlarımızın sayısını artırmak ve barajların sayısını artırmaktan öte, bir de yoğun şekilde kapalı sistemlere geçmek. Eğer açık sistem kalacak olursak, ki 20 yıl önce bu böyleydi. Biz devamlı kapalı sisteme geçme çalışmasını yoğunlaştırdık. Çünkü kapalı sisteme geçmememiz halinde, açık sistemde buharlaşma sebebiyle yüzde 60 kaybımız var. Bu yüzde 60 kayıpla da tabii ki bu tehdit artarak devam edecek." diye konuştu.

Erdoğan, açık kanal veya kanalet sistemindeki sulamada, suyun buharlaştığına dikkati çekerek, "Kapalı sistem olması halinde bundan büyük oranda kurtulmuş olacağız. Şimdi buna yönelik yatırımlarımızı daha fazla yaparak inşallah bu kapalı sistemle bunu büyük oranda kurtarmış olacağız ve başka çaremiz yok." dedi.

 "Hayvanlarımıza karşı takındıkları tavırlar affedilir cinsten değil"
Bir öğrenci, Erdoğan'ın, torununun Pıt Pıt Şeker adlı kedisi ile paylaştığı fotoğrafının 1 milyon kişi tarafından beğenildiğini hatırlatarak, "Köpeğiniz Leblebi ile de özel olarak ilgileniyor musunuz?" sorusunu sordu.

Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'ın Leblebi ile daha çok ilgilendiğini söyleyerek, "Çünkü, hanım onu biliyorsunuz sakat olarak aldı ve bir taraftan tedavisi yapıldı. Allah razı olsun, hanım onu takip ediyor ve şu anda bizim konutta bakılıyor." cevabını verdi.

Hayvanlara karşı kötü muamelede bulunanlara tepki gösteren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bazı yerlerde maalesef çok acımasız insanlar var. Hayvanlarımıza karşı takındıkları tavırlar affedilir cinsten değil. Hatta geçenlerde, bilmiyorum sizler de izlediniz mi, bir köpeğe protez yapılmıştı, arka iki ayağına ve o haliyle gidiyordu. Yani insan bunları görünce tabii tahammül edemiyor, dayanamıyor. Benim büyük oğlumun da güzel bir köpeği var. O da ciddi manada yaşlandı ama çok sevimli. Yani yaşı 14 filan oldu artık. Onların da biliyorsunuz, bu yaşlara geldikten sonra artık beklenti başlıyor. Böyle bir durum var."

Erdoğan, gittikleri yerlerde zaman zaman kendilerine farklı cinslerde köpek hediye ettiklerini ve 14, 15 tane köpekleri olduğunu belirterek, soruyu soran öğrenciye "Eğer istersen bir tane veririz." dedi.

Karabük Üniversitesinde eğitim gören bir öğrenci ağustosta yaşanan sel felaketinin ardından yapılan çalışmalar için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti.

Sel sonucu köprülerin yıkıldığını, şehir içi ve şehirlerarası ulaşımın sağlanamadığını ama sorunların hızla çözüldüğü anlatan öğrenci, "24 saat içinde şehir dışındaki ulaşım gerçekleşti, 3 gün içinde de köprülerimiz yapıldı. Şu anda da hala çalışmalar devam ediyor." dedi.

"Bizim jandarmamız, bizim askerimiz bunları başardı"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, afetin ardından ilgili bakanların bölgeyi hiç terk etmediklerini ve gece gündüz demeden çalıştıklarının altını çizerek, şöyle devam etti:

"Bir taraftan sel, bir taraftan yangın afetleri hepsi için... Bir taraftan da tabii gerek uçaklar gerek helikopterler, bunları alıyoruz ama ben hepsinden öte bir de gerek Jandarma teşkilatıma gerek Silahlı Kuvvetlerime çok çok teşekkür ediyorum, şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Sizler de izlemişsinizdir. O çatıya çıkmış olan benim vatandaşlarımı helikopterlerle inip, o çatıdan vatandaşlarımızı kurtarmaları her türlü takdirin üstündedir. Hele hele bir yavruyu biliyorsunuz helikopter sepetine koyup kurtarması anı bambaşka bir olaydı. Bu tabii dünyada görülür bir şey değil ama bizim jandarmamız, bizim askerimiz bunları başardı. Herhangi bir sıkıntıya da fırsat vermeden bu operasyonlar gerçekleştirildi."

Türk Silahlı Kuvvetleri ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının çalışmalarıyla yıkılan köprülerin yerine hızla yenilerinin kurulduğunu belirten Erdoğan, bölgedeki illerde kalan çalışmaların da hızla tamamlanacağını, yolların bitirileceğini söyledi.

Erdoğan, Rizeli olduğunu hatırlatarak, "Rize, her an heyelanla karşı karşıyadır, burada heyelan bitmez. Artvin heyelanla karşı karşıyadır. Trabzon, Ordu, Giresun öyle ama ne yapacağız, bu topraklarda doğduk bu topraklarda yaşıyoruz, dolayısıyla da bunlarla mücadelemizi vereceğiz ve vatandaşlarımıza da en ideal olanı sağlayacağız." ifadelerini kullandı.

"Böyle bir fırsatı bulduğumuz anda yaparız"
Bir öğrenci de Erdoğan'ın geçen haftalarda sosyal medyada bazı bakan ve danışmanları ile basketbol maçı yaptığı görüntüleri paylaştığını hatırlatarak, "Basketbolla en az futbol kadar ilgili misiniz? Biz gençlerle basketbol maçı yapar mısınız?" sorularını sordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Niye yapmayayım? Tabii yaparız. Aynı zamanda bu bir fırsat meselesi. Artık mevsim de değişiyor inşallah böyle bir fırsatı bulduğumuz anda onu da yaparız." yanıtını verdi.

Erdoğan'ın soruyu soran öğrenci için "Görüyorum ki sen amatörden öte bir basketçisin galiba." yorumunun ardından, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın "Bu arkadaşı bize alalım." sözleri gülüşmelere neden oldu.

Bir öğrencinin, imzalı basketbol forması istemesi üzerine Erdoğan, basketbol oynarken özel forma giymediğini söyledi. Bakan Varank'ın öğrencilere TEKNOFEST montu hediye etme önerisine Erdoğan, "Getir bakalım o zaman." yanıtını verdi.

Çanakkale'den geldiğini belirten bir gencin dizi, film izleme fırsatı bulup bulmadığına ilişkin sorusuna verdiği cevapta Erdoğan, "Doğrusunu konuşayım dizi film izleme imkanım hiç yok. Bütün derdim ülkeme yatırımlar, hizmetler. Çünkü eve girişim, yakın mesai arkadaşlarım bilir, gece 12'lere kadar çalışırım. Bazen bu 01.00'i de bulur ve ertesi gün mesaimi de ona göre başlatırım. Onun için de tabii öyle dizi film, bunlara vaktim yok ve daha çok özellikle acaba yarına hangi tür şeylerle çıkacağım. Ama az önce delikanlının ifade ettiği gibi haftada iki üç gün baskete zaman ayırmaya çalışıyorum." ifadelerini kullandı.

"Bu örnek köprümüzle bizi çok anacaklar"
Erdoğan, 09.00, 09.30 gibi basketbol oynamaya çıktıklarını, haftada iki veya üç gün bunu yapmanın kendi zindeliği için isabetli olduğunu ifade ederek, akşam Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden çıktıktan sonra 4-5 bin adım atmaya gayret ettiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

"Tabii sen Çanakkale'den geliyorum dediğine göre köprü ne alemde, söyle bakalım. Mükemmel değil mi? Tam bir kolye. Şimdi 13 Kasım Çanakkale'de aynen bu programı inşallah yapacağız. Fakat tabii o köprü gerçekten dünyada bir örnek ve bu örnek köprümüzle bizi çok anacaklar. Aynen, biliyorsunuz Amerika'da New York'ta Birleşmiş Milletler'in tam karşısında, çaprazında Türkevi'ni yaptık. Birleşmiş Milletler binasından daha yüksek, 36 kat. Açılışını işte şurada bir kaç hafta önce yaptık. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri de misafirimizdi. Onlarla birlikte böyle bir mutluluğu yaşadık. Ben Rabbime hamd ettim. 'Yarabbi' dedim, 'Bize böyle bir imkanı, böyle bir fırsatı verdin.' 4 yılda biz orayı bitirdik. Buna nokta atışı derler. Tam böyle geliyorsunuz Amerika'nın göbeğinde, New York'ta böyle bir binayı inşa ediyorsunuz."

"O aşınmaz, delinmez denen dağları delerek bizler adeta Ferhat'la Şirin dizisini oynadık"
ABD'ye gittiklerinde tüm misafirlerini orada ağırlayacaklarını aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:

"Tabii bu Türkiye'nin medarıiftiharıdır. Böyle bir şeyi de orada hallettik ama hepsinden öte hakikaten 18 Mart Çanakkale köprümüz, o bizim için ayrı bir iftihar vesilesi. Tabii yine Şehitler Köprüsü'nden sonra malum Fatih Sultan Köprüsü. Onun ardından Yavuz Sultan Köprüsü'nü yapmak bize nasip oldu. Şimdi bir derdim daha var, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne bir de demir yolunu monte etmek. Ona bir de demir yolunu monte ettiğimizde çok daha farklı olacak. Osmangazi Köprüsü'nü biliyorsunuz yaptık. Osmangazi Köprüsü'yle ayrı bir yerdeyiz. Bir diğer adım tabii Nissibi Köprüsü. O da çok çok hakikaten muhteşem bir köprü oldu ve o köprüyle birlikte de Keban üzerinden geçiş gerçekleşti. Ama en önemli bizim tabii attığımız adımlar, biz dağları deldik. Çok dağları deldik. Yani o aşınmaz, delinmez denilen dağları delerek bizler adeta Ferhat'la Şirin dizisini oynadık. Bundan daha güzeli olur mu?"

Soru sorarken duygu dolu anlar yaşayan bir genç de gençlik merkezlerinin ve kütüphanelerin çalışma saatleriyle kendi çalışma saatlerinin pek uymadığı, bu nedenle buraların daha fazla açık kalması talebini ve annesinin eve yemek davetini iletti.

Erdoğan, Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Meryem Tuncel'in "Ben size bir teklifte bulunacaktım. Annem güzel yemekler hazırladı. Bizim eve yemeğe gitsek" dediğini anlatarak, "Hocam sen de' dedim, 'İş bitti. Artık biz programlara gidiyoruz. Sen şimdi yemekten bahsediyorsun' dedim. Valide hanımın da çok güzel maharetleri varmış ama tabii artık onu inşallah bir başka gelişte... Sen de şimdi valideye söyleyeceksin." diye konuştu.

Aynı öğrencinin "Nevşehir'deyiz. Nevşehir'e bekliyoruz." sözlerine Erdoğan, "Sen alır gelirsin." karşılığını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ankara'da mesela bizim Millet Kütüphanesi 24 saat açıktır. Yani gençlik merkezlerinin de bizim planımızda 24 saat açık olması kaydı vardır. Ben döner dönmez bunu arkadaşlarla konuşacağım. Çünkü gençlik merkezlerinin de 24 saat açık olması... Eğer değilseler onları da 24 saat açık hale getiririz."

Aynı gencin "Son bir isteğim var, bize de dua eder misiniz?" sözlerine üzerine Erdoğan, "Rabbim gönlünüzden geçeni sizlere versin inşallah." şeklinde dua etti.

"Seni kebaptan ve şalgamdan daha çok seviyoruz"
"Adana insanının orijinalliği sık sık gündem oluyor. Bu konuda bir anınız oldu mu sizi güldüren?" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, "Şahin (Kendirci) en güzelini söyledi." dedi ve programda bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten "şalgam hikayesini" anlatmasını istedi.

Ömer Çelik de bunun üzerine Erdoğan'la geçen anısını şu şekilde aktardı:

"Sayın Cumhurbaşkanımız siyasi yasaklıydı ve Adana'ya teşrif ettiler. Adana'da İstasyon Meydanı'nda ilk konuşmasını yaparken halen yasaklıydı, henüz yasağın önü açılmamıştı. Orada bir pankart açıldı, 'Seni kebaptan ve şalgamdan daha çok seviyoruz.' diye. Sonra, orada bir danışman arkadaşımız Sayın Cumhurbaşkanımıza dedi ki 'Efendim ben ilk defa böyle bir ifade gördüm.' Biz de dedik ki 'Efendim Adana'da bir insanın bir başkasına duyacağı aşkın en üst ifadesi budur.' Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımızı kebaptan ve şalgamdan daha çok sevenler ayağa kalksın ve alkışlasın."

Daha sonra Adana denildiğinde akla kebap ve şalgam geldiğini belirten Erdoğan, "Kebabı yemeden, şalgamı içmeden öbür dünyaya gidenin vay haline." dedi.

"Yaklaşık bu şekilde 10 bine yakın mektup yazdım"
Gençlerden birinin "Konya'daki gençler olarak sizleri çok özledik. En kısa sürede bizimle de lütfen buluşmaya gelir misiniz?" diye sorması üzerine Erdoğan, "Yakındır, kasım sonu gibi." yanıtını verdi.

Trabzon Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden bir öğrencinin bir sonraki programın Trabzon'da olmasını arzu ettiklerini belirtmesi üzerine Erdoğan, Trabzon programının tarihinin henüz belli olmadığını söyledi ve "Ama Trabzon da boşa çıkmaz." dedi. Aynı öğrencinin, "Bu ülkeye hizmet etmek için çok bedel ödediniz. Bunlardan biri de cezaevine girmekti. Cezaevinde hiç unutamadığınız bir anınız oldu mu? O günleri bize anlatır mısınız?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Cezaevindekilerin içindekileri anlattığımız zaman bir daha bizi içeri mi sokacaksınız? Oranın maceraları ayrıdır ama benim oradaki en önemli hayatım şuydu. Tüm günümü gelen ziyaretçilerimle geçirir, gece de sabah namazına kadar bana gelen mektupların cevabını yazardım ve yaklaşık bu şekilde 10 bine yakın mektup yazdım. Şimdi zaman zaman gittiğim bazı yerlerde o mektuplarla karşıma çıkanlar olur. Benim yazım da fena değildir. Hemen onu karşıma çıkarırlar. Bazıları da onu çerçeveletmiş. Böyle oradaki dört ay on günlük zamanımız oldu. Allahıma hamd ediyorum. Hani derler ya Medrese-i Yusuffiyye diye, hakikaten öyle bir hayat. O tabii bize birçok şeyi öğretti ama orada dersimi iyi çalıştım. Çıktıktan sonra da zaten fazla uzun sürmedi biliyorsunuz, kısa bir zamanda iktidar olduk."

Erdoğan'ın, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik'e, "Ne kadar zamanda iktidar olduk?" diye sorması üzerine Çelik, gençlerle bir anıyı paylaşmak istediğini bildirdi ve şunları söyledi.

"Siz cezaevindeydiniz, biz sizi ziyarete geliyorduk. Dışarıda 2-3 gün üst üste yaşlı bir teyzeyi gördük. Teyzeye 'Ne iş yapıyorsun, bir şeye ihtiyacın var mı?' diye sorduk. Cezaevinin karşısı arsaydı çünkü. Dedi ki 'Ben', bir ilimizi söyledi, 'Karadeniz'den kalktım geldim, Tayyip'e burada dua ediyorum. Sizden bir ricam var. Bu çay bardağını ona verin, bununla bir çay içsin, sonra da bardağı bana getirin hatıra olarak saklayayım.' dedi. Sadece sizi görmeye gelmişti.

Genç arkadaşlarımız şunu bilsin diye söylüyorum, bu büyük siyasi yürüyüşümüzün arkasında aynı zamanda bu kadar büyük bir bereket, bu kadar büyük dua vardır. Hem gençlerin hem 70 yaşında da olsa gönlü genç olanların bu büyük desteği vardır. Cezaevindeyken de vardı şimdi vardır."

"Biz, duvarların diliyle konuştuk"
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden bir gencin, "İstanbul Gençlik Kolları Başkanıyken bu günleri hayal etmiş miydiniz, bu noktaya geleceğinizi düşünmüş müydünüz? " sorusu üzerine Erdoğan, "İstanbul Gençlik Kolları Başkanı olduğum zamanlarda Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, bu tür şeyleri düşünmekten öte bir dava adamı olarak ne yapmam gerekiyor diye hep bunu düşünür, bununla yatar, bununla kalkardım. Fakat, şunu şöyleyeyim, şimdi o tür günler yok. Yani, o Gençlik Kolları Başkanı olduğumuz dönemlerde bizi ancak duvarlar anlatır. Duvarların dili olsa da konuşsa, onlar anlatır. Şimdi ben ne söylersem o boştur. Biz, duvarların diliyle konuştuk. Duvarların diliyle hep geleceği şekillendirdik ve hamd olsun malik-ül mülk olan Allah'tır. Rabbim, ne tayin ettiyse o olur ve o oldu." diye konuştu.

Süleyman Çelebi'nin, "Ol dedi bir kerre var oldu cihan, olma derse mahvolur ol dem heman." sözlerini hatırlatan Erdoğan, "Mevlam ne yazıyorsa o oluyor. Şairin dediği gibi kaderin üstünde bir kader vardır." ifadelerini kullandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner101

banner25

banner26

banner104

banner34

banner17

banner22

banner18

banner20

banner102

banner30